Ertelenen Amsterdam

Salı, Aralık 05, 2017

Bazı şeyleri hep erteleriz. Zaten bir gün yapacağım ama şimdi değil.. Aman bir gün giderim işte ne olacak.. Şimdi sırası değil ya..

Sanırım bu cümleleri tükettiğim zaman artık sıra Amsterdam'a gitmeye gelmişti. Ona sıra gelene kadar bir çok ülke ve şehir görmüştüm. Peki neden bu şehri en sona bırakmıştım? Tamam en son diyemem belki ama, epey bir ertelediğim doğru. Belki o anlatılan hep şehir efsaneleri nedeniyleydi. Derken bir gün telefonum çalacak, bir arkadaş cesaretiyle biletler alınacaktı. Ama o da tarih yaklaştıkça içimde garip duygular, gereksiz endişeler.. Peki Amsterdam'da nerede kalınacaktı?

Bir de tam son hafta geldiğinde arkadaşımın beni yarı yolda bıraktığını öğrenmeyeyim mi? Eski Göze olsa sanırım morali bozuk bir şekilde biletini yakar ve gitmekten vaz geçerdi. Ama dedim ya yenilemek ruhumda var benim. Hep küllerimden doğdum, yoktan var oldum. Tabii ki bu sefer aksine daha da hırslandım. Oraya gidecektim, tek bile olsam bunu yapmak ne kadar zor olabilirdi ki?

Hemen araştırmalara koyuldum nerede kalınır? Ne yenir ne içilir? Elbette bu ikinci kısımla ilgili bir çok hurafe ve tabii kafa yapan maddeler sıralanmıştı ama benim tek amacım gayet dingin bir gezi turu yapmaktı. Öyle de oldu nitekim.

Önce bir gece için otel ayarladım, sonra da ikinci gece için uzun zamandır girmediğim Couchsurfing'e göz attım. Derken karşıma Türkçe bilen biri çıktı hem de hollandalıydı :) Hemen mesaj attım, derken sohbet muhabbet gitmeden bir heyecan sarmıştı beni.

Aslında bu sefer herşeyden uzaklaşmak, kendime yakınlaşmak için gitmiştim. Hal böyle olunca fazla mekan araştırması ya da paylaşması içerisine giremedim. Girmek de istemedim. Aklımda gitmek için tek bir yer vardı. O da çocukluktan beri hayalini kurduğum Van Gogh Müzesiydi. Neden ise kısaca şöyle ilkokuldayken Van Gogh'un yatak odası adlı tabloyu birebir yapıp, bir yarışmada derece almıştım. Eserim de bu müzede bir seneliğine sergilenmeye gönderilmişti. Evet o zaman demiştim, bir gün göreceğim orayı diye..


Amsterdam'da neler yaptım ne yedim ne içtim kısaca şöyleydi:


1.gün
10:00 – Lucy’s Cheesecakes’de oreolu cheesecake ye! Yanında latte içebilirsin, mekan da çok şirin.
12:00 – Öğlen yemeği için et yemeyi de seviyorsan Cafe Loetje doğru seçim olacaktır.
15:00 – Eğer değişik şeyler almayı seviyorsan, ve hediyelik eşya da alacaksan mutlaka Fyling Tiger’a uğra. Amsterdam’da tek mağazası var. 

2.gün
10:00 – Güne Volden Parkında koşarak başla.
12:00 – Winkel’de apple pie ye, ama çok sıra oluyor dikkat.
14:00 – Moco Museum’daki Banksy sergisini gezebilirsin.
17:00 – Avokado seviyorsan burası tam senlik olabilir: The Avocado Show

Sanırım bu şehre aşık olarak geri dönmüştüm.. Kanalları, yükselen müzik sesleri, ışıkları ve insanları. Tekrar gitmek için sabırsızlandığım bir şehir oldu Amsterdam! 2 gün kesinlikle yetmedi.. Yazın daha uzun gidebilmek dileğiyle..

Sevgiler,
Göze Şener

















You Might Also Like

0 yorum

Blog Archive

Bumerang

Bumerang - Yazarkafe

yazar cafe

Bumerang - Yazarkafe

Google+ Followers