18 Nis 2014

Gülüşünüzün imzası dişleriniz derler. Gerçekten de öyle bence. Piyasada bembeyaz dişlere sahip olabilmek için pek çok ürün var, ancak ne yazık ki istediğim sonucu verebilen bir tanesiyle hala tanışamamıştım. Ta ki yakın bir arkadaşım bana Signal White Now Gold’u tavsiye edene kadar. Önceden raflarda olan White Now ürününe oranla White Now Gold’da anında beyazlatma etkisini 3 katına çıkartmışlar.
O ışıl ışıl, bembeyaz dişlere gerçekten de tek fırçalamada bile sahip olabildiğimi gördüğüm anda tamam dedim işte aradığım ürün buymuş. Özellikle “diş macunu” da demiyorum “ürün” diyorum çünkü klasik bir diş macunu banyoda aynanızın önünde durur, ancak Signal White Now Gold benim aynamın önünde duran değil, gün boyu çantamda taşıdığım bir kozmetik ürün gibi resmen. Nasıl ki gün içinde makyajımı tazeliyorum ve yenilenmiş gibi hissediyorum, Signal White Now Gold’la da ne zaman mücevher gibi parlayan dişlere sahip olmak istersem, çantamdan çıkartıp dişlerimi fırçalıyorum.
Ayrıca çok keyifli bir web sitesi var White Now Gold’un. www.pariltilihayatim.com Facebook’unuzla bağlanıyorsunuz ve bir anda kendinizi magazinlerin, paparazzilerin dünyasında buluyorsunuz. Ünlü magazin muhabiri Seyhan Erdağ, size ait milyon dolarlık bir villayı dolaşıyor. Fotoğraflarınız da evin duvarlarını süslüyor. Bu da yetmezmiş gibi www.pariltilihayatim.com ‘a girip formu dolduranlar arasından yapılacak çekilişle 75 adet içi Yves Rocher güzellik ürünü dolu Furla'nın efsanevi Candy Bag çantası hediye ediliyor. Daha ne olsun, Furla çantanıza atın Signal White Now Gold’u ve anında bembeyaz dişlere sahip olun!
Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->

Posted on Cuma, Nisan 18, 2014 by Göze Şener

No comments

8 Nis 2014

 DENIM PATLAMASI
Sisley ve Denim: 40 yıllık bir aşk hikayesi. Geleneklerin dışında ve hatları belirgin bir seçim: Denim, sezonun son trendi.

Sisley genç, çekici ve şık görünümler yaratabilmek için her zaman denime odaklandı.
Sisley bu trendi hem uzmanlık hem de özenle yorumlarken klasik koyu maviden taşlanmş haline, çamaşır suyuyla beyazlatılmış ve çimento grisine kadar birçok birçok denim çeşidini ve tonunu harmanlayıp denimlerin ruhlarıyla oynuyor- streç, yıpranmış ya da cilalanmış hallere sokuyor. İster hafif, ister yeni hippi maksi etekler, isterse de yeşil boyfriend denimleri farklı  halleriyle son derece modaya uygun bir görünüm yaratabilmek için harmanlıyor.



Ancak, beklenmedik bir ayrıntı da var: Smokin ceketin eşlik ettiği topuklu ayakkabılarla kombinlenen  ve terzi ustalığıyla hazırlanmış denimin dönüşü.
Denimin ikili bir kişiliği var- doğuştan demokratik ve beklenmedik biçimde de şık.
Aynı zamanda  Sisley cool ve  geleneklerin dışındaki yansımayı hayat tarzına taşımayı  çok iyi biliyor... 





Posted on Salı, Nisan 08, 2014 by Göze Şener

No comments

6 Nis 2014

Jo Malone çocukluğunda bahçesindeki çiçeklerden kendi parfümünü ve sabununu yapan küçük bir kızken şimdilerde milyon dolarlık bir markanın sahibi olmuş. Kendi ismini taşıyan ilk mağazasını 1994 yılında Londra’da açmış ve markasını 1999 yılında ise Estee Lauder’in kanatları altına sokmuştur.

Jo Malone Türkiye’de Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’nde, Kanyon’da ve son 8 aydır da İstinye Park’ta hizmet veriyor.
Bir parfüm meraklısı olarak Jo Malone’un istanbula mağaza açacağını öğrenince çok sevindim. Avrupada veya çeşitli hava alanlarındaki Jo Malone butiklerinde koklamam imkanı buluyordum. İstanbul pazarına bu hızlı girişleri beni mutlu etti!
Beğenilen parfümlerinin çoğunu denedim. Çok benim tarzım bir parfüm evi olduğunu söyleyemeyeceğim. Bunun sebebi ise kokuların lineer olması, yani koku fazla değişkenlik göstermiyor. İlk sıktığınızda neyse aşağı yukarı aynı parfümü bütün gün koklayacaksınız. Bu bir tercih tabiki, bazıları bu özelliği seviyor, ben ise biraz bunlatıcı buluyorum.
Fakat markanın hakkınıda vermek lazım! Kullandığı esansların kalitesinden ödün vermeyen ve yaratıcılığın hakkını veren bir parfüm evi. Bazı kokuları beni şaşırttı, bazıları ise çok sıradan geldi. Çalışanların müthiş ilgisiyle birlikte bir şişe alarak mağazayı terk ettim.
Aldığım parfüm Dark Amber & Ginger Lily Intense, koleksiyonumda dereoyu temalı bir parfüm yoktu,  Dark Amber & Ginger Lily bu açığı kapatmış oldu. Detaylı analizini ilerki yazılarımda yapacağım.

Marka parfümlerinin 7’e ayırmış.
Ø Limon
Early Grey & Cucember
Ø Çiçek
Orange Blossom
Ø Şeffaf Çiçek
Ø Meyve
Pomegranate Noir
Ø Baharatlı
Nutmeg Ginger
Vanilla Anise
Ø Odunsu
Ø Intense
Dark Amber & Ginger Lily

Çok fazla çeşit var, hepsini koklamak, denemek zaman alacaktır fakat kokladıklarım arasından beğendiklerimi yukarıya yazdım. Denemenizi tavsiye ederim!

Posted on Pazar, Nisan 06, 2014 by Berke DERE

No comments

5 Nis 2014


Arnold&Son’ın “Instrument Collection” tasarımları, ilhamını John Arnold ve oğlu John Roger Arnold’ın tasarladığı, özel kronometrelerden almıştır. Denizcilere boylamları belirlemede yardımcı olacak şekilde dayanıklı, kolay okunur ve hassas ölçüm sağlayacak şekilde tasarlanan TB Victory, mükemmel estetiği, denizciliğin gerektirdiği yüksek hassasiyet ile birleştiriyor.,


HMS Victory, İngiliz denizcilik tarihinin en iyi gemilerinden biri olarak anılmaktadır. 1805 yılında Trafalgar Savaşı’nda Lord Nelson’ın amiral gemisi olarak görev yapmasıyla, 40 yıllık tarihindeki şöhreti doruk noktasına çıkmıştır. Arnold&Son'ın ayrıcalıklı TB Victory modeli sayesinde, geminin anısı günümüze taşınıyor. Modelin kadranında 22 karat altından yapılmış ve markanın oymacılık deneyimini gözler önüne seren meşhur savaş gemisi işlemesi yer alıyor. Özel aletlerle geleneksel el oymacılığı ile ulaşılan desenler, Arnold&Son'ın oymacılıktaki ustalığını vurguluyor. Tüm Instruments Koleksiyonunun ortak özelliği olduğu üzere, TB Victory modelinde de akrep ve yelkovan kadranın merkezinden farklı yerde konumlanıyor. Krem rengi olarak tasarlanan kadranda, merkezdeki ibre, saatin ayrıcalıklı işlevini, true beat saniyeyi gösteriyor. Dead beat olarak da anılan ve günümüzde nadir olarak üretilen true beat işlevi, denizciler için çok kıymetli bir işlevdi ve seyirlerinde üstün hassasiyette ölçüm sağlıyordu. Merkezi ibre ile true beat saniye gösterimi ile otomatik kurma sistemini buluşturmak, müthiş bir teknik uzmanlık gerektirir. Bu, milimetrenin binde biri yani mikron inceliğinde parçaları gerektirdiğinden, firma içinde geliştirilen patentli bir sistemle sağlanabildi. Bu parçaların yapımı en son teknoloji, litografi, elektro-kaplama ve kalıp üretim teknikleri ile sağlanabildi.


TB Victory modeli, Arnold&Son'ın La Chaux-de-Fonds'daki fabrikasında geliştirilen, tasarlanan ve üretilen ilk true beat sistemi entegre edilmiş otomatik mekanizması olan A&S6103 mekanizma ile donatıldı. TB Victory, parlatılmış yüzeyli iskelet rotoru, mavi vida başları, parlak Côtes de Genève desenli ve elle pahlanmış köprüleri ile Yüksek Saatçiliğin ayrıcalıklı bir örneği.
Arnold&Son TB Victory modeli, sadece 28 adet üretilmiş özel bir koleksiyon olarak satışa sunulmuştur. 


Posted on Cumartesi, Nisan 05, 2014 by Göze Şener

No comments

24 Mar 2014



Geçtiğimiz pazar günü çok güzel bir etkinliğe katıldım. Beni yakından takip edenler Blogger Bazaar dersem ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklar. Bu güzel etkinliğe tam olarak dört kere katıldım. Kısaca bilgi vermek gerekirse, alanında ünlü moda bloggerlarının bir araya gelip, kendilerini ifade edebilecekleri alanlarlada hem takipçileriyle tanıştığı hem de kendi tasarımlarını sattıkları bir alan burası. Birçok markanın da sponsor olduğu bu etkinlikte hem dostlarla hasret giderdik, hem de birbirinden eğlenceli takipçilerimiz ile tanışma fırsatını yakaladık.














Sevgili Bade'miz ile selfiemiz...

 Canım annem, babam ve sevgili teyzem desteğini hiç esirgemedi. Teşekkürler canlarım! ( Teyzem bu karede yok ama olsun.)

Uzun zamandır üzerimde olan; şehir baskısı, yoğunluk içerisinde kendini ifade etme çabası, egzoz dumanından çıkan gri duman gibi kara bulutlar, bitmek bitmeyen soluksuz çalışmalar hepsi kendimi grunge tarzında bulmama neden oldu. Topman gömleğim, Benetton Thsirtüm, H&M Deri ceketim ve pantolonum ile bu tarzın vazgeçilmezlerinden olan siyah, gri ve haki yeşilini bir araya getirdim. Sanırım Londra'nın 1980 yıllarında keşfettiği bu akımı tekrar yaşamak o gün için bana iyi geldi...




Peki ya siz, pazar gününüzü nasıl geçirdiniz? Cevaplarınızı duymak için sabırsızlanıyorum... gozesener@gmail.com

Fotoğraflar: Emrecan Yıldız
Blogger Bazaar by Vesta Event
Special thanks to Cansın Ekşi


Posted on Pazartesi, Mart 24, 2014 by Göze Şener

1 comment

23 Mar 2014





A*Men analizimi okuyan takipçilerim Thierry Mugler parfümlerine olan düşkünlüğümü bilirler. Sev yada nefret et tarzı bir üretim anlayışı içinde olan bu parfüm evi şu güne kadar bende hep sev etkisi yapmıştır. Bazı parfüm evleri zaman zaman belli bir parfüm notasını takıntı haline getirir ve bu notayı her parfümün içine koyarlar. Bu nota markanın karakterini bir nevi imzasını oluşturur. Mugler parfüm evinin imza notası paçulidir. Kafiru kokan bu çalı bitkisi 60’lı yıllarda çiçek çocukların en sevdiği koku olmuş. 90’lı yılların başlarında ise genç modacı Thierry’nin ilgisini çekmişitir.


Mugler’in yaşamı – Parfüm’ün tasarımcısı Jacques Huclier’nin yaşamı:


Bugün inceleyeceğim koku ise Mugler’nin yaz kokularını kendi tarzıyla yorumlamasıdır.

Thierry Mugler – Ice Man odunsu  aromatik  olarak tanımlanmış.

Thierry Mugler – Ice Man notaları ise:

Açılış Notaları : Muskat, Kahve
Orta Notalar : Paçuli, Odunsu Notalar
Son Notalar : Misk, Vanilya, Kabe Samanı

Huclier bu parfümde yapay bir buzlu kahve kokusu yapmaya çalışmış ne kadar başarabilmiş o tartışılır. Parfüm çok fresh bir açılışla başlıyor. Naneli bir sakız  çiğnerken derin bir nefes aldığınızı düşünün. Tabi bu naneden dolayı olmuyor. Kahvenin yeşil bir paçuliyle birleşimi bu etkiyi yapmış. Açılış gerçekten inanılmaz. 


Paçuli ilginç bir bitki kendi içinde taze bir açılış verirken devamında baharatlı bir yapıya bürünebiliyor. Huclier’nin yarattığı paçuli taze açılış kısmında durmuş. Parfüm baharatsı bir yapıya bürünmüyor.

Parfümde sonra bir kuraklık hissi başlıyor. Parfümde  Kabe Samanı (vetiver) olup olmadığı yazmıyor hiç biryerde, ama ben o samanımsı yapıyı alabiliyorum. Büyük ihtimalle az da olsa vetiveryl acetate kullanılmış.


Parfüm adını hak ediyor gerçekten(sadece açılışta). 15-20 dk sonra parfüm paçuli etkisiyle biraz ısınıyor fakat bir Angel- A*men paçulisi beklemeyin tabi ki!!! Benim parfümle olan sıkıntım burda başlıyor. Bundan sonra parfüm yaz kokusu olmaktan çıkıyor. Koku gayet güzel ama yaz için yapılan bir koku değil. Vanilya  halen ortalıkta dolanan hindistan cevizine eşlik etmeye başlıyor. Paçuli halen başrolde.

Beni yanlış anlamayın, Ice Man’i çok seviyorum ama yaz kokusu olmadığını kabul etmek gerek. Sanki Huclier bir yaz kokusu yapmaya çalışırken yanlışlıkla güzel bir açılış bulmuş ama nedense parfümün sürekli böyle kokacağını umut edip bunu yaz kokusu olarak pazarlamaya karar vermiş. :S
Parfümün daha önce kokladığım hiç birşeye benzemediğini söylemem gerek. Şişeyi görünce “Yine mi bir akuatik koku?” moduna girebilirsiniz ama durum bu değil mugler her zamanki gibi sıradışı olmayı başarmış. Koku efsane değil fakat hak ettiği saygıyı bir türlü alamıyor. Bu parfümle havanın ısındığı günlerde bir fark yaratabilirsiniz.


Gelelim fiyata, Ice Man normal bir designer parfüm fiyatında, parfümerilerde 100ml’lik şişeyi 150 tl ‘den ucuza bulabilirsiniz. Tabi bulursanız…

Genellikle parfümün negatif tarafları; yaz parfümü olmasına rağmen 20 dk içinde o havayı kaybetmesi, çok zor bulunması.


Thierry Mugler – Ice Man
Puan : 7/10
Kalıcılık : 6-8 saat
Mevsim : Sonbahar - İlkbahar
Ortam : Günlük kullanım(Okul, iş…)

Yaş : 15 – 50

Posted on Pazar, Mart 23, 2014 by Berke DERE

No comments

9 Mar 2014


Hayvansı kokular yazılarımdan sonra uzun süredir planladığım Paris gezisine çıktım. Uçağımın ertelenmesi ve hastalanmam geçen hafta dödüğüm halde yazı yazamamama sebep oldu. Bu hafta tekrar koltuğuma geçiyorum ve ilk defa inceleyeceğim bir moda eviyle yazıma başlıyorum.
Cara'yı marka yüzü olarak aldıklarından beri markaya olan ilgimde artmadı değil...


Burberry, Britanyanın moda sektörüne kazandırdığı en değerli markalardan biridir. Brit, Prorsum, Sport vs gibi bir çok alt markası bulunan bu şirket kozmetik sektöründen gözlüğe kadar modanın her alanına dahil olmuştur. Şu an dünyanın en değerli 98. Markası olarak gösterilen şirket kendine özgü ekose desenleriyle isim yapmıştır. Trençkotları ingiltere kraliyet ailesi tarafındanda giyilmektedir.


Parfüm sektörüne Inter Parfüm’le giren Burberry’nin ilk ürünü Burberry for Men’dir. Klasik bir erkek parfümü olarak nitelendirilebilir ve halen bir çok kullanıcısı vardır. Bugün inceleyeciğim parfüm, kişisel olarak Burberry moda evinin incisi olan London.


Parfüme geçmeden önce tasarımcımızdan konuşalım. Antoine Maisondieu ismini ilk kez Armani – Code  sayesinde duydum. Grasse doğumlu burun Givaudan şirketinde çalışmakta. Hukuk eğitimi aldıktan sonra hayatta farklı renkler görmek isteyen Maisondieu Roure parfüm okuluna kayıt olarak kariyerine başlamıştır. Maisondieu’nün maalesef çok parfümü yok olanlardan ise sadece 4 tanesini koklama  fırsatı buldum.


Maisondieu’in tasarladığı parfümler :

Burberry  - Brit for Men (2004)
Burberry – London for Men (2006)
Burberry – Sport for Men (2010)
Burberry – DKNY Be Delicious   
Bottega Veneta – pour Homme (2013)
Comme des Garçons
Ø Black (2012)
Ø Green (2012)
Ø Red (2012)
Etat Libre d’Orange – Vraie Blonde (2006)
Giorgio Armani – Armani Code (2004)
Tom Ford Private Blend  – Atelier d’Orient Shanghai Lily (2013)


Burberry – Londo for Men baharatlı oryantal  olarak tanımlanmış. 
Burberry – Londo for Men’in notaları ise:

Açılış Notaları : Lavanta, Tarçın, Bergamut
Orta Notalar : Deri, Mimosa
Son Notalar : Tütün, Tatlı Mür, Guaiac ağacı

London ‘ı sıktığınızda burnuma ilk olarak mür-tarçın karışımı çarpıyor. Açılış tatlı ve ıslak, şahsen gayet dikkat çekici. Parfüm 5 dakika sonra oturuyor deri baskınlığı arttırıyor bu da parfümü biraz kurutmuş ama kötü anlamda bir kurutma değil. Parfümde pudramsı bir yapı oluşuyor herhalde mimosa ve tütünden  kaynaklanıyor bu.  Bu başarılı kısımdan sonra güzel ve yine tatlı bir bitiş. Odun amber kombosu …

London’ın mürde kaynaklanan reçinemsi, ağacımsı bir yapısı var. Hergün kullanabileceğiniz bir parfüm düşünmeyin, tarçın ve tütünde bu konuda hiç destek olmuyor. Soğuk günler dışında bunlatıcı olacaktır, ama kışın özellikle yılbaşı zamanı için en ideal parfüm. Ne zaman London’ı kullansam aklıma hep çam ağaçları, tarçınlı kurabiyeler  ve kuru üzüm geliyor. 

Designer oyununda kimse macera aramayı sevmez işin sonunda büyük para var sonuçta. Maisondieu sıradışı bir işe imza atmış.


Bu tabiki çok başarılı bir parfüm olduğu anlamına gelmiyor. Kalıcılık ve yansıma konusunda bazı problemleri var en azından benim tenimde. Şu önümüzde  kalan son 1 soğuk ay için parfüm arıyorsanız ve biraz değişiklik istiyorsanız  kesinlikle tavsiye ederim.



Gelelim fiyata, London normal bir designer parfüm fiyatında, parfümerilerde 100ml’lik şişeyi 160 tl ‘den ucuza bulabilirsiniz.

Genellikle parfümün negatif tarafları; tatlı yapısı, sıcak havalar için uygun  olmaması, kalıcılığın orta seviyede kalması.










Burberry – London
Puan : 7/10
Kalıcılık : 5-7 saat
Mevsim : Sonbahar - Kış
Ortam : Gece - Gündüz

Yaş : 20 – 70

Posted on Pazar, Mart 09, 2014 by Berke DERE

1 comment